Canavarca Hisle Adam Öldürmek

Bazen hayatın yükü iyice ağırlaşıyor omuzlarımızda. Sağlıklı ve mutlu bir gelecek için umudumuzu korumaya çalışırken, öyle şeylere şahit oluyoruz ki, içinde “umut” olan şeylerimizin sadece bir iskambil kulesi kadar dayanabildiğini görüp parçalanıyoruz yeniden.

Az önce bir gönderide Irmak bebeğin günlerdir kayıp olan cesedini gördüm. Hani böyle, ne olduğunu anlamayıp iyice dikkat eder, idrak edince de delirmiş gibi insanı yutan bir hezeyanın içine yuvarlanırsınız yaa. Hiç görmemiş olmayı diler, günlerce zihninizden çıkaramayacağınızı bilirsiniz yaa… İşte tam olarak böyle hissettim. Milyonlarca bıçağın keskin yüzleri üzerinde çıplak ayak koşmuşum gibi günlerce.

Önce o görseli buraya koymayı düşündüm ama sonra hızlıca vazgeçtim.

Küçücük bedeninin belden yukarısı toprağın içinde, cılız bacaklarıyla minnacık ayakları da dışarıda.

Tamamen toprağa bulanmış. Çok yorulmuş da öylece uzanıvermiş gibi. Uyumuş gibi…

Bense bir anne olarak darmadumanım yine. O küçücük ayaklarını sevmek, sarılmak, sarılıp da hüngür hüngür ağlamak istiyorum. Ellerimle saçlarını düzeltip hıçkırıklarını dindirmek gelseydi elimden… Ne kadar üzgünüm ahhh!

Bunca kocaman insan koruyamadık seni küçük kız!

salincak-700-x-325

Böyle bir vahşeti minnacık bebeğe reva gören insan görünümlü yaratığı geliyor aklıma. Utanmadan bir de televizyonlara çıkıp hapse girmek istemediğini söyleyen, telefonundan daha nice küçük çocuğun fotoğrafları çıkan pisliği…

Utanmak mı? Diyorum kendi kendime sonra. İnsan olan utanır. Utanmak insana has bir duygu. O insan değil ki…

Yakalandı diyorlar. Hapse atıldı diyorlar. Geberene kadar hapiste kalacak diyorlar.

Yetmiyor bunların hiçbiri bana. Bu adalet değil gibi geliyor. Başka türlü olmalıydı sanki. Galeyana gelen tüm kalpleri azıcık da olsa yatıştıracak bir ceza verilmeliydi bence.

Düşünüyorum, düşünüyorum. İçleri hafifçe bile olsa serinletecek bir yol bulamıyorum vicdanımdaki mahkemede. Ona verilecek hiçbir ceza yeterince ağır gelmiyor. Bu cürmü kapatmaya en korkunç işkenceler bile yetmiyor.

Allah’ım! Nasıl bir ülke oldu burası? Nasıl bir toplumuz biz? Dokunmaya, sevmeye kıyamayacağımız bebelerimizin başına gelenlere bak! Dünyanın dört bir yanında bebeklerin, annelerin, masum insanların başına gelenlere bak!

Bu mu bizim güvenli ve sevgi dolu bireyler yetiştireceğimiz hayat? Hangi güven? Hangi sevgi? Hangi umut?

Bin parçaya bölündüm bu haberle herkes gibi yeniden. Gel de bu şartlar altında akıl sağlığını, serinkanlılığını koru. Gel de paranoyaya bağlama. Gel de çocuğuna en insancıl haliyle sevgi gösteren birine bile –potansiyel pedofili- gözüyle bakma!

Bir böyle sürekli hümanist yaklaşımlara zihnimize dikte edilen iyilik, güzellik, mutluluk, güven, insanlık şu bu gibi kavramlar var. Bunlar teorik kısmını oluşturuyor hayata bakışımızın. Bir de çocuklara tecavüz, kadın cinayetleri, savaş, bomba, terör, ölüm, ayrılık, kan, kan, kan… Pratikte her gün yaşadıklarımız, şahit olup evimizin ortasında olmuş gibi her hücremizle ayrı ayrı yandıklarımız.

Bu ne yaman bir çelişki sahiden?

Irmak’ın annesini, babasını görüyorum bir karede. Sessiz bir isyanla paylaşıyorum bu kanatan acıyı. Anlamaya çalışıyorum. Ama elimden gelmiyor. Anlamak istemiyorum. Hayır, ben bunun nasıl bir ızdırap olduğunu anlamak, tahmin etmek bile istemiyorum!

Komşusuna, akrabasına, evine rahatça girip çıkan yakınlarına bile güvenemeyecek mi insanlar? Kısacık bir an gözden kaçırmanın bedeli bu kadar ağır olabiliyor demek. Her taşın altından bir pedofil, bir tacizci, bir tecavüzcü çıkmak zorunda mı? Allah’ım! Sen aklıma mukayyet ol!

Küçücük bir bebeğe şehvet duyup, sonra incecik boynundan sıkarak öldüren caniye, “canavarca hisle adam öldürmek” suçundan dava açılmış.

Beynimde yankılanıp duruyor bu cümle. “Canavarca hisle adam öldürmek…”

Keşke diyorum, verseler  Irmak’ın annesiyle beraber benim ve birkaç başka kişinin eline de bu deyyusu. Canavarca hisle adam nasıl öldürülüyormuş, bir göstersek.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir