De Get Allasen Madam Coco!

Geçenlerde alışverişe çıkmıştım. Bizim evde alışverişten sorumlu devlet bakanı  tabii ki benim. Neyse. Baktım Madam Coco’nun vitrininde züccaciye ürünleri var. Bir züccaciyesever olarak hemen mağazaya daldım. Bardakları inceliyordum. Kocaman indirim afişleri asmışlar sağa sola. Hani nerdeyse yakalasalar bana bile asacaklar. Afişte şöyle yazıyor;

TÜM ÜRÜNLERDE

%50 + %20 + kasada extra %20 indirim!

Vayyy , dedim. Şanslı günümdeyim. Bir su bardağı takımı seçtim. Hayır kristal değil. Hayır altın varaklı, ya da sedef kakmalı ya da handmade falan değil. Bildiğimiz bardak. İçine su, meşrubat falan konulup içilen, nedense genelde altı tanesi bir arada olarak satılan cam ürünü.

Bir tane de şu çekmece içlerini düzenlemek için organizer midir nedir, öyle bir şey seçtim. Kasaya geldim. Elimdeki bardak takımının üstünde 79.90 tl fiyat etiketi vardı. Bu fiyattan indirim yapılacak sanıyorum. Bazen gerçekten saflığımın nirvanaya çıktığı anlar oluyor. Yine öyle bir zamandaymışım meğer.

 

Kasadaki aşırı makyajlı bacımız 79.90 diye okutunca, “indirimde değil mi bardaklar?” diye sordum. Ağzını alabildiğine yayvan bir şekilde açıp, genzinden n’yi vınlatarak cevap verdi;

-Hannnnfennndiiii, indirimle 79.90 tl bu bardak takımı.

-İndirimle mi? Yani %50 + %20 + kasada %20 indirim uygulanmış haliyle mi 79.90?

-İviiittt hannnfennnndiii…

Bir elimdeki takıma baktım, bir indirim afişlerine. Allah Allah dedim. Bu kadar indirimle neredeyse bedavaya gelmesi gereken su bardakları 79.90 tl. Çok harika bir indirimmiş sahiden.

İnsanları yanıltan, zekalarını küçümseyen, salak yerine koyan ticari işletmelere karşı müthiş bir muhabbetim var. Sinirlendiğim için bardakları yerine bıraktım. Keriz muamelesi görmek kimi dellendirmez ki? Dalga mı geçiyorsunuz? Herhalde dedim, indirimden önceki fiyatı gayri safi milli hasılamıza denk falandı. Neyse, elimdeki organizer midir nedir’i ödeyeyim de çıkayım bari diye düşündüm.

Parayı uzatıyorum, kadın almıyor. Sordukça soruyor. Yedi ceddimi, DNA sarmalımdaki nükleotid dizilimini, ıssız adaya düşersem yanıma alacağım üç şeyi, hepatit geçirip geçirmediğimi falan sordukça, önce gözlerimin akı, sonra bütün suratım kırmızıya çalmaya başladı. Telefon numarası sorulmasına alıştık tamam (ve onu da vermeye mecbur değilim) ama bu ne Allah’ını seversen? Altı üstü basit bir plastik ürün alacağım. Neredeyse sabıka kaydı, vukuatlı aile nüfus kayıt örneği, temizdir kağıdı, ikametgah ilmuhaberi falan isteyecekler.

-Vaktim yok, ödemeyi yapıp gitmek istiyorum dedim. Yine aynı vınlama kulaklarımda zonklayıcı bir etki yaptı.

-Hannnnfennnndiii, cevaplamazsanız satış yapamıyoruuuuzzzzzz.

-Öyle mi, o zaman buyrun dımbırtınızı. Almıyorum.

-Hannnnfennnndiiiii, siz bilirsiniz.

Mağazadan çıktım. Ben bilirim tabii, sen mi bileceksin? Daha n’yi nasıl telaffuz edeceğini bile bilmiyorsun.

Özetle, diyeceğim şudur ki;

İnsanı içeriye girdiğine gireceğine pişman eden sayın (!)  işletmeler, ayağınıza gelen müşteriye bile isteye cinnet geçirtmeniz ticaret hayatınızı kısaltır. Benden söylemesi. Ve tabii denemesi bedava!

Ayrıca konseptiniz de insanı bunalıma sokacak türden. Mağazaya mı giriyoruz, kiliseye mi belli değil. Çok boğucu, çok itici.

Gerçi suratsız elemanlarınız da konseptle gayet uyumlu gerçekten, bak burada yakaladığınız sinerjiyi inkar edemem.

Haa bir de, iki adım atınca yandaki mağazada ne göreyim?

1 katrilyon tl’lik su bardaklarınızın aynısı Karaca’da  39.90 tl.  Hem de indirimsiz olarak. Aldım, kullanıyorum.

(B)İndirimli- (B)indirimsiz hiçbir ürününüz de ilgi alanımda değil  bundan sonra. Pehh!

Madamsan madamlığını bil bacım. Hadi canım , hadi.. Toz kaldırma!

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir