Hastalık Satıcıları

 

Kimi insanların eşyaları, mesela çocukken oyuncakları falan çok kıymetlidir. Asla kimseyi dokundurmazlar.

Konuşmaları da keza öyle. O mübarek ağızları kıymetli söylevlerle günümüzü aydınlatırken, velev ki dikkatiniz bir an kayıversin. Vayy anam vayy! Gözünüzün çıkarılmasını bile isteye kabul etmek değil midir bu?

Peki ya hastalıkları?

Ahh hele o narin, övülesi vücutlarını takatten düşüren, planlarını bozduran hastalıkları da elbette ki çok ama çok mühimdir. Zinhar gözden kaçırılması mümkün değildir.

Gün içindeki hapşırmalarının sayısını tutan kaç kişi var aramızda? Hafiften başı dönse, azıcık gözü seğirse yorgan döşek devrilip yatan?

Hastalıkları dedim ya, öyle kıymetlidir ki; nezle olsa hemen yola revan olup (çiçekli-kolonyalı) geçmiş olsun dileklerinizi sunmanızı isterler. Sanki karaciğer nakli olmuş gibi bir özen, ihtimam beklerler. Bulamazlarsa da çemkirmek en tabii haklarıdır.

Düşünün yani! Yerkürenin ve hatta kainatın merkezindeki o muhteşemötesi varlık -evlerden ırak Yarabbim!- bağırsaklarını bozmuş ve biz gafiller bu elim durumu idrak edemeyip üzüntülerimizi dile getirmemişiz. Pes! Olacak iş değil valla!

Haa, ama sakın bu zevatı sağlık konusunda herkes için aynı duyarlılıkta zannetmeyelim. Onların iki tane “hapşşiii”si, biz avam takımının kolunun, bacağının  kopmasından şüphesiz ki daha önemlidir.

fever-310721__340-700-x-325

Görünüşte hasta olmaktan muzdariptirler ama tahsil edecekleri peşin ilgi sanki kendilerini daha çok ilgilendirmektedir.

Hatta  bu ajitasyon sırf o alakayı garantilemek için planlanmış da olabilir.

Bu tuzaklara eskiden çok düşerdim. Sabırla yakınmaları dinler, canhıraş bir şekilde çözümler gösterip, önerilerde bulunurdum. İnce teferruatlarda boğulup, o kişinin çabucak iyileşmesi için -yapılabilecek ne varsa- kafa yorardım. Hatta biraz daha ileriye gidip ilaçlarını vakitlice kullanıyor mu, önerileri dikkate alıp uyguluyor mu diye üstüne düşerdim.

Bir gün aniden bir aydınlanma yaşadım galiba ve tam o esnada şikayetlenen kişinin iyileşmeyi değil, hastalık sırasında gördüğü ilgiyi devam ettirmeyi istediğini farkettim. Ortada aslında ciddi bir abartma vardı ve bunu (nihayet) farkettiğim an, her şeyin anlamı değişiverdi.

Ortada sahici bir sıkıntı olduğunda gayet de duyarlıyım. Bunu bir kenara koyalım.

İnsanların pişpişlenmek, özenli ilgilerle şımartılmak istemelerini anlıyorum. Hatta bunu hoşgörüyorum da diyebilirim. Ama işin içine karşı tarafın duygularını suistimal etmek girince… Hoşgörümü dört ucundan toplayıp kaldırıyorum. Hislerimle oynanmasına müsamaha gösteremem. Üzgünüm.

Hoş değil. Çevresindekilerin endişelerini canlı tutarak egosuna hizmet ettirmek çok zalimce. Sıkıntı ekip, haz biçmek  aşırı bir kendini sevicilik. Bir tür sapma.

Kınıyorum. 🙂

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir