Hayır! Kırışıklarımla Savaşmayacağım!

Yeni dünya düzeni, görüntüde kadına bir sürü hak ve imkan tanıyor güya ama gel gelelim, kazın ayağı hiç de öyle değil. Düpedüz kandırılıyoruz.

Bize sürekli nasıl olmamız gerektiğini dayatıyorlar. Hamileyken kaç kilo alacağımızdan, ideal vücudun ölçülerine, saçımızı hangi trende göre toplayacağımızdan, makyajda hangi renkleri seçeceğimize kadar beynimize zorbaca pompalanan kandırmacalar var. Kaç çocuk ideal, en iyi doğum şekli nedir, neden çalışmak zorundayız bla bla… Kadına gücünün çok ötesinde bir yaşam şeklini mükemmel diye yutturma gayretinin ardında acaba neler var?

Kadın, hayatın her alanında fevkaladenin fevkinde bir hedefe zorlanıyor. Doğumdan sonra hemen eski kilosuna dönecek, hayat boyu fit olacak, makyajı hep kusursuz olacak, sosyalleşecek, tam gün çalışıp süper paralar kazanacak,  işten döndüğünde zıpkın gibi-fişşek gibi çevik olacak, akşama harika sofralar kuracak, evinde tonla misafiri yüz yirmi çeşit ev yapımı ikramla ağırlayacak, enerjisi hiç düşmeyecek, pozitif olacak, etrafa neşe saçacak, eşine ve çocuklarına sürekli zaman ayıracak, o zamanın da kalitesi göklerde olacak, ev işlerinde harika olacak, bilmediği-beceremediği bir halt kalmayacak…  Vayyyy… Gözlerim yaşardı.

elderly-woman-311971__340-1-700-x-325

Ve ayrıca yok yavvv… Ashjklmnpnbfrsthjk…

Bu ara reklamlarda dikkatimi çeken bir şey var.

Markası ne olursa olsun ürünün, reklamdaki mesaj şu;

Kırışıklarınızla Savaşın!

Yaşlanma Karşıtı elinin körü bilmem nesi ürününe bir kucak para bayılın, gençliğinizi çeyrek -hadi  diyelim ki olmadı- yarım saniyede geri kazanın!

Niye savaşıyormuşum arkadaşım? Niye Allah’ın koyduğu kanunu tersine çevirmeye çalışarak akıntıya kürek çekmeye zorluyorsun beni? Hani savaş kötü bir şeydi? Ne diye ikide bir burnumun dibine savaşacak yeni bir şey dayıyorsun?

Buna benim gücüm yeter mi? Ben olmayacak duaya amin demeye çalışırken sen cebini doldur. İyi hoş da… Beni niye mutsuz ediyorsun? İnsan olarak kıymetimi bu ucuz ve basit kriterlere neden indirgiyorsun?

Savaşıp kaybettikçe yıkılacak ruhumu da gençliğine buçuk saniyede döndürecek mucizevi buluşların var mı?

Bir kadın neden yalnızca gençken/güzelken/cildi pürüzsüzken/saçları bakımlıyken/… kadın sayılıyor nazarınızda?

Buruştuğumuzda çöpe mi atacaksınız o vakit?

Neden kadın  yetiştirdiği güzel evlatlarıyla, ailesine sağladığı ferahlık, esenlik, sıcaklıkla, yuvasına verdiği emekle, zekasıyla, başarılarıyla, çabalarıyla,  fedakarlığıyla, topluma kazandırdığı değerlerle değil de…

Işıldayan cildiyle, ince beli, biçimli vücuduyla ilgi sahanızda yalnızca?

Bu mu sizin kadına verdiğiniz değer?

Zamanın hızına yetişmek artık rüyada bile görülecek bir şey olmaktan çıktı. Son sürat, Yüce Rabbin bizler için belirlediği nihai noktaya koşuyoruz. Kum saati durmaksızın işliyor. Ve yapacak çok önemli şeyler var.

Ben yüzümde artık kırışıklıkların kendini belli etmeye başladığı bu yaşımı içtenlikle kabul ediyorum. Hayır. Ne saçımdaki beyaza düşmanım, ne yaşlılığa karşıtım, ne de fıtratıma yerleştirilmiş biyolojik ve fizyolojik özelliklerimle savaşacağım.

Yatırımımı yalnızca toprakta çürüyüp ayrışacak olan dış cepheme yaparak kaybetmek istemem. Dışım ne kadar cilalı olsa da organlarımı, içimde kusursuzca işleyen ilahi mekanizmayı da değiştirebilir miyim?

Böyle boş işlerle uğraşmanın sonu yok ki. Bugün krem, yarın botoks, gerdirme, envai çeşit tıbbi müdahele. Bükemeyeceğim bir bilek için girişeceğim sonsuz acı ve sonunda yaşayacağım boşluk hissi.

Bu demek değil ki kadınlar bakımsız olsun, çayırlara salınsın, her şeyi boş versin.

Tam tersine. Ölçü diyorum. Denge diyorum.

Hayat diyorum, kıymetli. 80 yaşına geldiği halde 18’lik çıtır gibi görünen kadını alkışlayamam. Acırım.

Allah öyle dilemiş, öyle uygun görmüşse seve seve razı olurum, ilahi kudretin bana çizdiği nakışlara. Boş ve gayesiz hiçbir şey yok ki kainatta. Bir amacı var elbette ki. Ölümü, hayatın faniliğini hatırlattığı için severim çizgilerimi ben. Gaflete düştükçe elimden tutup yolumu aydınlatırlar. Rabbimin bana insan olarak verdiği kıymetin bunlarla olmadığını bilirim. Ebedi hayattaki ebedi güzelliğe talip olurum.

O da doymak bilmeyen iştahıyla cebini doldururken, kadını da bir süs eşyasına döndürüp toplumun temeline dinamitler atan zihniyetin uyduruk kremleriyle, üç ayda bir yaptıkları mucizevi buluş(!)larla olmaz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir