İki Bencil Bir Yastıkta Kocar mı?

Başka bir alemden bu dünyaya,  bilinen ve henüz keşfedilememiş sayısız özellikle donatılmış olarak geliyoruz. Kalıtım, ailesel faktörler, sosyal çevre, sahip olduklarımız ve hasretini çektiklerimizle şekilleniyor hayatlarımız yavaş yavaş. O zorlu, uzun ve tekinsiz yolculukta istisnasız hepimize yoldaşlık eden bir gerçeklik var ki, bugün ondan konuşmak istiyorum: BENCİLLİK…

Yaşamımızı sürdürebilmemiz için herkesin bir parça bencilliğe ihtiyacı var, orası kesin. Hep peşinde olduğumuz mutluluğun da yolu sık sık kesişmiyor mu zaten bencillikle? Fakat daha  bu kelimeyi  duyduğumuz ilk anda yüzümüzü ekşitmeyi de ihmal etmiyoruz. Çünkü toplumun görünmez kuralları ne der hep? Bencillik çok kötü birşeydir, çok ayıp, cık cık cık,  tu kaka.

mee-700-x-325

Islah edilmesi, törpülenip budanması gerekir bencilliğin.  Böyle inanırız. En azından başkalarının gözüne gözüne sokulmaması gerek. Sosyal  ve dinsel öğretiler yok edilme noktasına gelinceye kadar zayıflatılmasını salık verir  vermesine de, hakikat bunun neresindedir tam olarak?

İçine, ruhuna ayna tutmasını becerebilen insanlar şüphesiz o yüksek tonajlı reaileteye er geç toslarlar. Ve o doyumsuz canavarı ehlileştirmeye, o hiç kapanmayan ağzı arada bir dinlendirmeye çabalarlar. Bir de sarkacın diğer ucundakiler var ki,  gözümde canlandı hemen en somut hali, ismi ve cismiyle birkaç tanesi.  Doğarken bir birim bencillik getirmişse yanında, yıllar içinde  onu büyütmüş, çoğaltmış, palazlandırmıştır. Belki artık milyon birimlerle ifade edilecek boyutlara ulaştırmıştır cevherini.  Zamanını, enerjisini ve iradesini ona amade kılmış, adeta kendi kendinin kölesi, nefsinin uşağı olup çıkmıştır.

Bu zevata hepimiz aşinayız. Etrafımızda illaki var bu modellerden.

Sanki kendi haricindeki tüm varlıklar ona hizmet etmek, işlerini yapmak, sorumluluklarını azaltmak, yedirip içirip, pişpişlemek için var edilmişlerdir. Bu durumu devam ettirebildiği müddetçe gülücükler saçan bu arkadaşlar, yollarına taş koyan biri çıktığında kıyameti koparırlar. Zorbalığın, manipülasyonun, narsistik sapmanın dik alasını, zehir gibi zekaların düşünemeyeceği yollarını gösterirler ki bize o zaman, küçük dillerimizle beraber dirseğe kadar ellerimizi bile yutmamız mümkün olur.( Bu sözleri söyleyince sanki ben bu durumun çok uzağındaymışım gibi bir hava oluştu, farkındayım. Ama müsterih olunuz. Elbette ki ben de bencilim, hem de birçoğunuzdan daha fazla belki. Fakat  kavgalıyım da aynı zamanda kendisiyle, dizginleri elimde tutmak için gayret ediyorum.)

Hep sanırdım ki iki bencil insan aynı hayatı paylaşamaz. İllaki birinin verici, alttan alıcı, fedakar bir yapıda olması lazım ki, gemileri yürüsün. Yine yanılmışım işte, hayret ki ne hayret!!! Yargılarımızın, bildiklerimizin ve sandıklarımızın çok ötesinde cereyan ediyor nice hadiseler. Öğrendikçe küçülüyor, bildikçe azalıyorum sanki. Artık beni hiçbir şey şaşırtamaz derken tam da, ağzım beş karış açık dolanıyorum yine  aval aval. Aklım almasa da, apaçık görüyorum işte! Var ve olabiliyor! Allah Allah! Allah Allah!…

İki ultra bencil insan da aynı yastıkta kocayabilirmiş, evet. Gayet de güzel geçinebilirmiş, evet.  Palazlı ve milyon birimlik bencilliklerini  tuğla tuğla büyütmeye devam ederek hem de. Yakın ve uzak tüm çevrelerini son noktaya kadar kullanmayı sürdürerek.  Sonsuz istekleri, mide bulandırıcı iştahları, emrivakileri ile… Yeri gelince ustalıklı kaçışları, sıvışmaları, arazi oluşları ile… Yüzlerinde o delirten gülümsemeleri, kendiyle barışık, mutlu mesut halleri ile… Yeter ki, birbirlerinin ayağına dolanmadan yürüyebilsinler yani gerisi ne gam. Hayat da bunlara güzel şekerim.

Merak ediyorum, hallerine vakıflar mı? Gözlerini, hep hayran hayran baktıkları dev aynasından alabilip, arada ruhlarındaki karanlıkları görmek için de kullanabiliyorlar mı? Nasıl bir rahatlık, nasıl bir koyvermişlik bu, anlayamıyorum.

Demek ki, daha çok şey varmış öğrenecek şu hayatta deyip, sinek kaçmasın diye kapayıp ağzımı, gidiyorum.

 

Not: Görsel www.mehmetteber.com’dan alıntıdır.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir